40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.319,39%0,53
3.335,86%0,37
10.219,67%-0,06
Aşk, hayatımızın en karmaşık ama bir o kadar da en güzel duygularından biri. Herkesin hayali, birbirine güvenle yaslanan, destek olan ve birlikte büyüyen bir ilişki kurmaktır. Ancak bazen bu güzel bağ, ince bir çizginin ötesine geçerek bambaşka bir şeye dönüşebilir: bağımlılığa.
İlişkinin ilk heyecanıyla, partnerimize duyduğumuz sevgi ve düşkünlük, bizi sanki tek bir bedenmişiz gibi hissettirebilir. Onunla vakit geçirmek, onunla konuşmak en büyük mutluluğumuz olur. Bu his, ilişkinin sağlıklı bir parçasıdır ve buna “bağlılık” deriz. Bağlılık, iki ayrı bireyin birbirine duyduğu sevgi ve saygı üzerine kurulan, karşılıklı güvene dayanan güçlü bir bağdır. Bu bağ içinde, her iki taraf da kendi bireysel kimliğini, hobilerini, arkadaşlıklarını korur. Birlikteyken güçlenirler, ayrıyken de kendi hayatlarından keyif almaya devam ederler. Bağlılık, özgürlüğünüzü kısıtlamaz, aksine daha özgür ve güvende hissetmenizi sağlar.
Peki ya “bağımlılık”? Ne zaman o ince çizgi aşılır?
Bağımlılık, bir ilişkinin dengesini bozan ve bireylerin kendi ayakları üzerinde durmasını engelleyen bir durumdur. Bağımlı olan kişi, kendini partneri olmadan eksik, değersiz veya varoluşsal bir boşluk içinde hisseder. Hayatının merkezi tamamen partneri haline gelir. Kendi kararlarını almaktan çekinir, arkadaşlarıyla görüşmekten vazgeçer, hatta kendi hedeflerini bile bir kenara bırakabilir. Partneri olmadan bir hiç olduğu hissine kapılır ve bu korkuyla onu sürekli kontrol etme, kaybetmeme üzerine kurulu bir ilişki dinamiği geliştirir.
Bu durum, zamanla her iki taraf için de yıpratıcı hale gelir. Bağımlı olan kişi sürekli bir kaybetme korkusu yaşarken, diğer taraf da bu sorumluluğun altında ezilir. Omuzlarındaki yük ağırlaşır ve ilişkinin sağlıklı, karşılıklı bir destek yerine, tek taraflı bir enerji emme durumuna dönüştüğünü hisseder.
Unutmamalıyız ki, bir ilişki iki tam insanın bir araya gelmesiyle oluşur, iki yarımın birleşmesiyle değil. Sağlıklı bir ilişkinin temeli, her iki partnerin de bireysel olarak güçlü ve mutlu olmasıdır. Kendi mutluluğunuzdan partnerinizin sorumlu olmadığını bilmek, onun da sizin hayatınızın tek merkezi olmadığını kabul etmek, o bağlılık çizgisinde kalmanın en önemli anahtarıdır.
İlişkilerimizde bağımlı değil, birbirine sıkı sıkıya bağlı bireyler olabilmek dileğiyle…
Sevgiler,
Psikolog Serap Güven
Uzmanpsikolog Serap Güven
Beşiktaş, Bu Oyun Felsefesiyle Ligde 15-20 Puan Geride Kalır